KIBRIS TÜRK AMME MEMURLARI SENDIKASI
47/2010 GÖÇ YASASINDA KAZANIM
SENDİKAL VE SİYASAL POPÜLİZME KARŞIYIZ
KTAMS 61 YAŞINDA…
HASTANELERDEKİ HİZMET GÖREVLİSİ EKSİKLİĞ
MERKEZİ CEZAEVİNDEKİ GREV SONA ERDİ
Yoksullaştırma Uygulamaları Devam Ediyor

Yoksullaştırma Uygulamaları Devam Ediyor

  Bu yazı 05 ARALIK 2014, Cuma 12:21:07 eklenmiştir. 4123 kez okunmuştur.
Yazar : Serman YİĞİT


12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

   

 

2004-2008 yılları arasında, gerek Annan planının yarattığı ekonomik genişleme, gerekse CTP-DP hükümeti'nin ekonomi politikası sonucu tüm kesimlerin milli gelirden elde ettiği pay yükselirken maaş ve ücretlilere de yaşanabilir seviyede artış gerçekleştirilmesi sağlanmıştı.  O dönem asgari ücretliden, kamu görevlisine, emekliden, sosyal yardım maaşı alanlara tüm kesimlerin alım gücü artırılmıştı. 

   2008 yılında çözüm vizyonunun gerilemesi ve tarihin en büyük kuraklığının yaşanması ekonomik darlığın oluşmasına etken olmuştur.  Ekonomik kriz birçok sektörün bunalım yaşamasına neden olurken, 2009 yılından itibaren krizin faturası ücretli olarak çalışanlara çıkartılmıştır. 

   Özellikle 2009 yılından günümüze kadar alım gücünün gerilemesine neden olan süreci yakından değerlendirmekte fayda vardır.

- 2010 yılında KTHY batırılıp, elektrik kurumu ve telefon dairesinin özelleştirilmesi için düğmeye basılmıştı, ancak gösterilen direniş sonucunda geri adım atıldı. Kthy nin batırılması sonucunda oluşan çalışanların sosyo-ekonomik çöküntüsü ve havacılık alanında tekelleşmenin yarattığı yüksek fiyat politikası halen halkımızı etkilemektedir.

- Göç yasası olarak tabir edilen 47/2010 Kamu Çalışanlarının Aylık (maaş-ücret) ve Diğer Ödeneklerinin Düzenlenmesi Yasası geçirilirken bir yandan kamusal alanda yeni istihdam edilen kişilerin asgari ücret seviyesinden işe başlamasına diğer yandan ise özel sektör tarafından örnek gösterilen kamu maaşlarının aşağı çekilmesi ile birlikte diğer ücretlerde de çıtanın düşürülmesine yol açmıştır.

- UBP iktidarı döneminde 2011 yılında oluşan %14 lük hayat pahalılığı oranı çalışanlardan ve emeklilerden gasp edilmiştir.

- Ayni dönemde hayat pahalılığı, maaşlara yansıtılmayacağı için temel tüketim ihtiyaçlarıda dahil olmak üzere neredeyse tüm kalemlere yüksek oranda zam yapılmıştır.

- Asgari ücret 2009-2012 yılları arasında yerinde sayarken zamlarla hayat daha'da pahalılaşmış geçim sıkıntısı artmıştır.

- Sosyal yardım maaşı alan (yaşlı, dul çocuklu, hasta vs.) 3400 kişiye 2009-2012 yılları arasında tek bir kuruş artış yapılmamış tek kişilik kıstasa sadece 589 tl yardım reva görülmüştür.

- Ayni yıllarda kayıt dışılık artmıştır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı müfettişlerin tespit edip raporladığı kayıt dışı işçi çalıştırılan iş yeri sahipleri bizzat Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından defalarca göz yumulup hasır altı edilmiştir. Bu uygulama hem işgücü piyasasının değer kaybetmesine hemde devlet otoritesinin sarsılmasına neden olmuştur.

- 2013 yılında elektrik fiyatlarına kademeli olarak %15 ile %30 arasında zam yapılmıştır. Geçmişteki özelleştirme politikasının dışında bir duruş sergileyen kıbtek yönetiminin bu artışı aşırı bir tepkiye yol açmamıştır.

- 2013 yılının kış aylarında Tüp gaz üretimi yapan 3 şirket, gaz fiyatlarını ayni anda 5 tl yükseltmiştir. Bu alanda üretim yapan Koop Gaz ın devlet bünyesinde bir kurum olmasına rağmen zammı uygulaması aslında bu konuda siyasi iradenin'de ayni doğrultuda olduğunun göstergesidir. Ortaya çıkan tepkiler nedeni ile göstermelik olarak rekabet kurulu gündeme getirilmiş ancak hiç bir yaptırım yada fiyat uygulaması değişikliği yaşanmamıştır.

- 2014 yılı kasım ayında bu kez 2 Cep telefonu şirketi ayni anda %10 zam yapması ülkedeki monopollüğün halka karşı her alanda ortaklaştığının ispatı olmuştur. Hükümetlerin bu konuda sermaye gruplarına göz yumması kabul edilebilir değildir.

- 2011 yılında UBP hükümeti tarafından geçirilen Göç Yasası şuan CTP-DP hükümeti tarafından uygulanmaya devam edilmektedir. Söylem ve pratik çelişkisi yaşanan bu konuda tüm sendikalar dayanışma içerisinde gerekli cevabı vermek için hazırlık yapmaktadır.

- 2008 yılından itibaren yapılan hiçbir protokol görüşmesinde maaşlara artış yapılmamıştır. Hayat her geçen gün pahalılaşırken maaşlara yasa gereği 6 ayda bir yansıtılan hayat pahalılığı ödeneği Başbakan tarafından halka artış olarak lanse edilmesini manipülasyon olarak değerlendirilmelidir. Ayrıca hayat pahalılığını oluşturan sepetin de günümüz koşullarına göre güncellenmemesi kafalarda ayrı bir soru işareti yaratmıştır.

- Sosyal yardım  maaşına 2014 yılı içerisinde artış yapılmamış ve bu maaşı alan vatandaşlarımıza hayat pahalılığı ödeneği yansıtılmamasıda mağduriyetlerini iki ye katlamasına neden olmuştur.

- Kayıt dışılık geçmiş döneme nazaran azalmasına rağmen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının belirttiği gibi sigorta yatırımında bulunan kişilerin %50 sinin asgari ücret üzerinden sigorta pirimi yatırması büyük bir tehlike olarak karşımızda duruyor. Dünya ortalamasının %10-15 arasında olduğu asgari ücret üzerinden prim yatırımı, ülkemizin gelecekte ne kadar fakirleşeceğininde habercisi olmaktadır. Bugün itibarı ile asgari ücret üzerinden prim yatırmaya başlayıp asgari ücret üzerinden emekli olacak bir şahıs 822 tl sigorta emekli maaşı ile geçinmek zorunda kalacaktır. 

 Kayıtdışılığın önlenmesi ve gerçek maaş üzerinde prim yatırımının sağlanması için öncelikle özel sektörde sendikalılaşmanın önü açılmalı ayrıca Sosyal sigorta ve Çalışma dairesi kadrolarının güçlendirilmesi ve yeniden düzenlenecek mevzuatlarla caydırıcılığının sağlanması gerekiyor. Şuan sosyal sigorta müfettişleri tarafından denetlenen iş yerlerinde tesbit edilen kayıt dışılağa cezai yaptırım uygulanmıyor ve sadece uyarı yapılarak dikkat çekiliyor. Otorite kaybına yol açan bu uygulamaları, siyasi iradenin kayıt dışılığa karşı net bir duruş sergilemesi ve yasalarda cezai yaptırım düzenlemelerinin yeniden ele alınması ile ortadan kaldırmak mümkündür.

  İktidarın, işveren kesime gösterdiği ayrıcalıkların zerresini dahi göstermediği emekçi yığınların örgütlü mücadelesinden başka tutunacak dalı yoktur. Hükümetin liberal politikalar'la toplumun büyük bir kesiminin alım gücünü düşürmesine ve ayrıcalıklı bir zümrenin sermayesini şişirmesine engel olmak için sendikalar başta olmak üzere demokratik kitle örgütlerinin dayanışma halinde olması kaçınılmazdır. Bu süreçte KTAMS geçmişten günümüze sürdürdüğü kararlı mücadeleyi gelecekte'de en etkili şekilde sürdürmeye devam edecektir.


Facebook Facebook   Google Google  
YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!


Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
 

Diğer Serman YİĞİT Yazıları

 

KAMU GÖREVLİLERİ YASA TASARISI İÇİN KAMU GÖREVLİLERİ YASASI 2015TIKLAYINIZ.

 

 
 
Sitemizi başarılı buluyor musunuz?
Başarılı buluyorum
Daha başarılı olabilir
Başarısız buluyorum
Diger anketlerimiz için tıklayın...
 
teste, ,
 

© Copyright 2017 ktams.com
Her hakkı saklıdır.
İdeza Bilişim