HEMŞİRENİN DARP EDİLMESİ MESLEK ÖRGÜTLERİ VE SENDİKALAR TARAFINDAN KINANDI

Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi acil servisinde pazar günü bir hemşirenin darp edilmesi meslek örgütleri ve sendikalar tarafından kınandı.

Kıbrıs Türk Kamu Görevlileri Sendikası, Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası, Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası, Kıbrıs Türk Hemşireler ve Ebeler Sendikası, Tabipler Odası, Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği ile Hemşireler ve Ebeler Birliği, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Acil Servisi önünde basın açıklaması yaparak olayı protesto etti.

İlk sözü alan Kamu Görevlileri Sendikası (Kamu-Sen) Başkanı Metin Atan, pazar günü hemşireye yapılan darp olayını şiddetle kınadıklarını belirtti.

Atan, Sağlık Bakanlığı’nın olayı bir kınama yazısıyla mı geçiştireceğini, yoksa olayı takip ederek gerekeni yapıp yapmayacağının takipçisi olacaklarını ifade etti.

Metin Atan, hizmet alımı yöntemiyle alınan hastane güvenlik görevlilerine masa başı iş yaptırıldığını ve hastanede güvenlik zafiyeti bulunduğunu ileri sürdü.

Gerekli tedbirlerin bir an önce alınması çağrısında bulunan Atan, sendikalar ve sivil toplum örgütlerinin güvenlikle ilgili yasa çalışması yapacağını ve bu konun gerekli mercilere iletileceğini söyledi.

Atan, saldırıya uğrayan hemşireye geçmiş olsun dileğinde bulundu.

Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS) Başkanı Güven Bengihan da, yeni yılda tüm halka sağlık ve mutluluk temennisinde bulunarak, yine sağlık çalışanlarına bir darp olayıyla karşı karşıya kalındığına üzülerek şahit olduklarını dile getirdi.

Kamu sağlık çalışanlarının kendi aile ve sosyal yaşantılarından büyük fedakarlıklarla canla başla çalıştıklarını ifade eden Bengihan, kamu çalışanına yapılan darp olayını kesinlikle tasvip etmediklerini ve bunu şiddetle kınadıklarını kaydetti.

Yapanın yanına kar kalmaması, darp olayını gerçekleştirene caydırıcı bir ceza verilmesi gerektiğini vurgulayan Bengihan, bu olayın üzerine gidilmesi gerektiğini belirtti.

Hastanede güvenlik zafiyeti bulunduğuna da dikkat çeken Bengihan, güvenlik için taşeron şirketten hizmet alındığını ve onun da üzerine düşen görevi yerine getirmediğini ileri sürerek, durumu eleştirdi.

Güvenlik görevlilerinin farklı alanlarda çalıştırıldığını da öne süren Bengihan, sağlık alanında dinamik ve şifa versin diye canla başla çalışan personelin hak etmedikleri durumlarla karşı karşıya kaldıklarını kaydetti.

Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (Tıp-İş ) Başkanı Ahmet Varış da, son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi ülkede de artış gösteren şiddetin, bir halk sağlığı sorunu olduğunu ve meydana gelme sıklığının giderek arttığını söyledi.

Bir çok kez talepte bulunmalarına rağmen Girne, Cengiz Topel ve Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanelerinde 24 saat kesintisiz polis hizmeti bulunmadığını ifade eden Varış, hiçbir kamu sağlık merkezinde yeterli özel güvenlik görevlisi de bulunmadığını vurguladı.

Güvenlik görevlisi olarak alınan personelin bir kısmının teknisyen, sekreter ve hasta taşıyıcı gibi başka işlerde çalıştırıldığını savunan Varış, “Güvenlik eksiklikleri bir yandan sağlık çalışanlarını tehdit ederken, bir yandan da sağlık hizmeti sunumunu engeller hale dönüşmüştür. Bu durum sürdürülebilir veya kabul edilebilir değildir” dedi.

300 BİN FARKLI HASTAYA HİZMET VERİLDİ, 1 MİLYON MUAYENE YAPILDI

Sağlıkta şiddetin toplumsal etkileri bulunduğunu, bunlar giderilmedikçe sağlık kuruluşlarını tam olarak güvenli ve huzurlu yerler haline getirmenin olanaklı olmadığına işaret eden Varış, bu koşullara rağmen kamu sağlık merkezlerinde 2018 yılında 300 bin farklı hastaya hizmet verildiğini ve bir milyon muayene yapıldığını kaydetti.

Sosyal devletin en temel unsurlarından olan sağlıkla ilgili her konun bir devlet politikası halinde uygulanması gerektiğine işaret eden Varış, şöyle devam etti:

“İdare, kendi eksikliklerini düzeltmek yerine sağlık çalışanlarını hedef göstermiştir. Kamu sağlık merkezlerinin hekim, hemşire, personel ve altyapı eksikliklerini giderin. Sağlık yasalarını çağımızın gerektirdiği şekilde güncelleyin. Sağlıkta tasarruf olmaz. Güvenli bir ortamda eşit, ulaşılabilir, nitelikli sağlık hizmeti almak herkesin hakkıdır. Temel amacı insanı yaşatmak olan biz sağlık emekçileri her türlü şiddete karşıyız.”

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB) Başkanı Özlem Gürkut da, sağlıkta şiddetin önlenmesi amacıyla güvenliğin sağlanması, eleman sayısının yeterli olması, fiziki yapı ve donanımın eksiksiz olması, iletişim eğitim gibi konularda iyileştirmelerin yapılmasının yanı sıra şiddete ilişkin yasal düzenlemeler gerektiğine işaret etti.

Gürkut, sağlık çalışanları ve sağlık örgütlerinin yıllardan beridir hastanelerin güvenlik tedbirlerinin ve güvenlik görevlilerinin artırılması gerektiğini, hastanelerde hizmet sunumunu kesintiye uğratan veya engelleyen her türlü altyapı cihaz, ilaç, personel ve yatak eksikliklerinin giderilmesi konularında uyarılarda bulunduğuna işaret etti.

Özlem Gürkut, hasta ve hasta yakınlarının çeşitli eksiklikler nedeniyle karşılaştıkları sorunlar karşısında yaşadıkları çaresizliği sağlık çalışanlarına yönettiklerini kaydetti.

HAFİFE ALINACAK DAVRANIŞLAR DEĞİL

Bu tepkinin zaman zaman sözlü veya psikolojik saldırı olabildiği gibi fiziksel şiddet de olabildiğine işaret eden Gürkut, “Kendisini veya yakınını tedavi etmesi beklenen sağlık personeline yönelik her türlü şiddet davranışları asla hasta psikolojisiyle açıklanabilecek, hafife alınabilecek davranışlar değildir” dedi.

Şiddeti arttıran unsurlardan birinin de cezasızlık kültürü olduğuna dikkat çeken Gürkut, sağlık çalışanlarına yönelik şiddete hiçbir şekilde hoşgörü gösterilmeyeceği ve mutlaka cezalandırılacağı düşüncesinin yerleştirilmesinin önemine işaret etti.

Sağlık çalışanlarına şiddetin kamu sağlığına yönelik bir suç sayılması gerektiğine dikkat çeken Gürkut, “Şiddetin bir toplumda onay görmesi devam ettikçe, kişilerin yaşamının bir parçası haline gelmesi kaçınılmazdır” dedi.

Şiddet olaylarının azaltılmasında güvenlik önlemlerinin önemine işaret eden Gürkut, çalışma şartlarının da şiddet olaylarında etkili olduğunu, bu sebeple kamu sağlık çalışanlarının çalışma şartlarının iyileştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Sağlıkta şiddet olaylarının haberlerde geniş olarak verilmesinin de önemine işaret eden Gürkut, haberlerde şiddet içeren unsurların görselleştirilmesinin önemli olduğunu kaydetti.

Sağlık çalışanlarına yönelik her türlü şiddetin ceza hukuku kapsamına alınarak, kesin bir şekilde cezalandırılması gerektiğini vurgulayan Gürkut, şöyle devam etti:

“Ülkemizde sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlemesi için sağlık sisteminin iyileştirilmesi, erişilebilir ve eşit olması, eksikliklerin giderilerek, bunlardan çalışanların sorumlu tutulmasına son verilmesi, güvenlik zafiyetinin giderilmesi ve şiddet uygulayanların cezai işlem görmesi, cezaların caydırıcı olması gerek.”

Gürkut, Sağlık Bakanlığı, sendikalar ve KTTB ile diğer sağlık meslek kuruluşlarının bir araya gelerek uzun vadeli bir önleme programı hazırlaması gerektiğine vurgu yaparak, yetkililerin bu sorunu artık görmezden gelmesini kabul etmelerinin mümkün olmadığını söyledi.

Şiddete uğrayan hemşireye geçmiş olsun dileklerinde bulunan Gürkut, olayı şiddetle kınadı. Gürkut, yetkilileri can kaybı yaşanmadan hareket etmeye ve sorumluluklarını yerine getirmeye çağırdı.

Tabipler Odası Başkanı Mustafa Taşçıoğlu da, yaşananın sağlık çalışanlarına yapılan ilk saldırı olmadığına işaret ederek, sendika olarak kendilerinin gereken uyarıları yaptıklarını ve idarecilere yapılması gerekenleri hatırlattıklarını söyledi.

Olayların içinden çıkılamaz bir hal aldığını ifade eden Taşçıoğlu, gerekli önlemlerin bir an önce alınması için yetkililere çağrıda bulundu.

Hemşireler ve Ebeler Birliği Başkanı Gülcem Sala Razı da, konuşmasının başında hemşireler andını okuyarak, hemşire ve ebelerin her şeye, bütün olumsuzluklara rağmen görevlerini yerine getirmeye çalıştıklarını söyledi.

Yaşanan olayların ardından sadece kınamanın yeterli olmadığına işaret eden Razı, Sağlık Bakanlığı ile birlikte hareket edilerek, sorunların çözülmesi gerektiğini kaydetti.

Kıbrıs Türk Hemşireler ve Ebeler Sendikası Başkanı Ali Özgöçmen de, artan ülke nüfusuna dikkat çekerek, polis ve güvenlik mensuplarının bu nüfus karşısında sayıca yetersiz kaldığını söyledi.

Hastanelerin “sorma gir hanına” döndüğünü ileri süren Özgöçmen, bir hemşirenin hasta yakını tarafından şiddete maruz kalmasını eleştirdi. Özgöçmen, hemşireyi darp edenin bulunması için Sağlık Bakanlığı ve Savcılığa açık çağrıda bulundu.

TAK